"Cari açık" bir ülkenin, bir toplumun en önemli sorunudur. Üretim olmadan refah olmaz, mutluluk olmaz. Bu konuya eğilen "Fuar Turk" ailesini tebrik ediyorum

Yaşar DULUM

Bugün, gelişmiş donanımlara sahip bilgisayarlar, yüzlerce yıllık gözlemlere dayanan kayıtlardan oluşan veritabanları ve bu bilgileri yorumlayan ustalıklı algoritmalar içeren yazılımlar sayesinde üretilen Hava tahminleri neredeyse % 100 doğrulukta. Fantastik gelebilir belki ilk aşamada fakat (gelecekte olması muhtemel her olayı ve konuyu demiyorum elbette) doğru yöntem ve araçlarla kimi spesifik konularda bu netlikte gelecek tahmini yapılabileceğini şahsen kabul ve iddia ediyorum

PROJEKSİYON YAŞAR DULUM

2020 yılının son ayındayız. Bu yıl, pek çoğumuzun hayal edemeyeceği türde olayların ve gelişmelerin yaşandığı enteresan bir yıl oldu. Şüphesiz -her zaman olduğu gibi-  bu yıl yaşananlar önümüzdeki yıllarda yaşanması muhtemel bir çok gelişmenin sebebi, nedeni yada tohumu olacak.Bu yaşananları ustalıkla gözlemleyerek önümüzdeki günlerde yaşanması muhtemel gelişmeleri görmek, yorumlamak ve anlamak marifetin kendisi.Bugün, gelişmiş donanımlara sahip bilgisayarlar, yüzlerce yıllık gözlemlere dayanan kayıtlardan oluşan veritabanları ve bu bilgileri yorumlayan ustalıklı algoritmalar içeren yazılımlar sayesinde üretilen Hava tahminleri neredeyse % 100 doğrulukta. Fantastik gelebilir belki ilk aşamada fakat (gelecekte olması muhtemel her olayı ve konuyu demiyorum elbette) doğru yöntem ve araçlarla kimi spesifik konularda bu netlikte gelecek tahmini yapılabileceğini şahsen kabul ve iddia ediyorum. Bunu kahinlik yada falcılıkla bir tutmayın lütfen. Bu sadece insanüstü, doğaüstü güçlere sahip insanların becerebileceği bir iş değildir. Gelecek; belirli olaylar için ve sınırları doğru belirlenmiş paradigmalar çerçevesinde tanımlanabilir ve tahmin edilebilir. Dünyamızda yaşanagelen ekonomik hayatı ve bu hayatta yaşanması muhtemel gelişmeleri konu edeceğimiz bu yazı dizisinde ayda bir kere yazacağız ve önümüzdeki bir yılın her üç ayı için geçerli olacak değerlendirmelerde bulunacağız. Bu yazı dizilerindeki değerlendirmeler; klişeleşmiş bazı yöntem ve araçların kullanımının yanında (sezonsallık, hava tahminleri, tüketim eğilimleri,yerel-bölgesel-uluslararası siyasal gelişmeler vb.) tarifi meslek sırrı sayılacak başka yaklaşımların da harmanlanmasıyla ortaya çıkacak. Keyif ve heyecanla okunması dileklerimle vira bismillah diyerek  bilinmez ufuklara yelken açıyoruz

Bu kısa girizgahtan sonra önümüzdeki 20-30 yılı anlamak için ilk olarak geçtiğimiz yarım asırın içine dalacak ve bugünlerde ve daha ilerleyen yıllarda olması muhtemel gelişmelerin tohumlarını, nedenlerini arayacağız. 

Nam id odio sit amet nisl vulputate luctus ac ut mass Lorem ipsum dolor sit amet, consectet adipiscing elit Etiam ut leo blandit, efficitur massa eu, vebulum nibh quis tempus sem, id porta mauris.

Nam id odio sit amet nisl vulputate luctus ac ut mass Lorem ipsum dolor sit amet, consectet adipiscing elit Etiam ut leo blandit, efficitur massa eu, vebulum nibh quis tempus sem, id porta mauris.

Nam id odio sit amet nisl vulputate luctus ac ut mass Lorem ipsum dolor sit amet, consectet adipiscing elit Etiam ut leo blandit, efficitur massa eu, vebulum nibh quis tempus sem, id porta mauris.

Nam id odio sit amet nisl vulputate luctus ac ut mass Lorem ipsum dolor sit amet, consectet adipiscing elit Etiam ut leo blandit, efficitur massa eu, vebulum nibh quis tempus sem, id porta mauris.

  1. dünya savaşı imparatorluklar arası bir savaştı ve kökleri tarihin derinlerine ulaşan hanedanlıklar ve krallıkların neredeyse tamamı bu savaş neticesinde tarih sahnesinden silindi. Bu savaştan arta kalmayı bilenler savaş sonrasında ki ganimeti de toplama hak ve imkanını elinde bulanlardır ve öylede yapmışlardır. 2. dünya savaşı ise, ilk savaş sonrası masaya konan  hesaba itiraz eden kimi uluslar açısından bir hak arayışı ve tabiki imparatorluklar sonrası dönemde başıboş kalan dünyanın paylaşımı için galiplerin bir anlaşmasıyla sonuçlandı. 1945-1946 Yalta ve Postdam konferansları sonrasında temellenen ve şekillenen dünya, adına soğuk savaş dediğimiz ve Sovyetler Birliğinin yıkılmasıyla sonlanan bir sürece girdi. Bu süreç Amerika Birleşik Devletleri (ABD) önderliğinde ki Batı Bloku ve Sovyetler Birliği (SSCB)  önderliğindeki doğu bloku (yada komunist ve kapitalist blok) çevresinde organize olmuş dünya milletlerinin;( 1. ve 2. dünya savaşlarında ki kadar kitleselleşmiş ölümlerin ve çatışmaların yaşanmadığı) değişik araç-gereç ve yöntemler kullanarak savaştığı bir zaman dilimidir. ABD bu süreçte bir yandan karşıt bloğu çevrelemeye, onun etki alanını daraltmaya ve sonlandırmaya çalışırken (Yeşil kuşak, NATO vb.)  bir yandan da bu mücadelede ki partnerlerini askeri ve ekonomik yardım ve hibelerle (Marshall ve Truman doktrinleri vb)  desteklemiş ve dünyanın hemen her ülkesinde karşıt bloğa sempati besleyen kişi, kurum ve kuruluşlarda biriken enerjiyi deforme-deşarj etmiştir bu destekleriyle.Bloklar arası mücadelenin sıcak savaşa dönüştüğü Afganistan ve Vietnam savaşlarını saymazsak ABD-SSCB arasında ki soğuk savaş genelde 1945-1990 yılları arasında hemen tüm dünya ülkelerinin siyasal ve ekonomik hayatının temel belirleyeni olmuştur. Ülkemizde yaşanan sağ-sol çatışmaları, kimi ekonomik krizler ve tabiki terör eylemleri gibi üzücü olaylar bu iki güç arasında ki soğuk savaşın memleketimizde ki tezahürüdür dersek yanlış sayılmayız.  

SSCB’nin havlu atarak dağılmasıyla sonlanan iki kutuplu dünya ve soğuk savaş dönemine Başat Güç teorisinin merceğiyle bakarsak şunu görürüz ki ABD’nin bu süreçte sarf ettiği efor ve güç, rakibi SSCB ‘yi ve Doğu Blokunu yıkmıştır ama ABD’yi ve Batı Blokunu da örselemiş ve yormuştur. Nitekim soğuk savaş döneminde ABD’nin bolca basıp dünyaya şırınga ettiği Amerikan dolarından (USD) meydana gelen likidite bolluğu yeni ve enerjik bir başka gücün doğması için uygun ortamı oluşturmuştur. Çok kabaca ; iki güç savaşır, üçüncü ve savaşa karışmamış bir güç galip gelir şeklinde özetleyebileceğimiz Başat Güç Teorisi (Dominant Power Theory) bize göstermektedir ki bu üçüncü güç, soğuk savaş sonrası 1990-2020 yılları arası dönemde dünyada mevcut likidite bolluğundan geniş ölçüde faydalanan “Uluslar üstü sermaye” ve ona hosting hizmeti sunan Çin’in tuhaf bir karışımıdır. 

Soğuk savaş sonrası dönemde Uluslararası piyasalarda mevcut dolar yoğunluklu likidite bolluğu bir yandan devletler için bol ve ucuz faizli dış borçlanma imkanı sağlarken bir yandan da bu likiditeyi çeşitli şekillerde kullanarak Ulusal ve Uluslararası piyasalarda ve arenalarda oynayan şahıs, kurum, şirket vb . aktörlerin güçlenmesine, köklenmesine imkan vermiştir. Bir dereceye kadar Soğuk savaşın yürütülmesinde de rol oynayan bu aktörler, soğuk savaş sonrası dönemin başına buyruk oyuncuları olmuştur. 

Bu bilgiler bir bakıma Çin’in ekonomi de geldiği yerinde  açıklamasında faydalı olabilir. 80’li yılların ortalarına kadar içe kapalı bir tarım toplumu olan Çin’in nasıl olupta son teknoloji ürünü elektronik aletlerden tutunda ağır sanayi ürünlerine ve uzay çalışmalarına kadar baş döndüren bir hızla üreten ve pazarlayan bir güce dönüştüğünüde yine bu veri seti  açıklar sanırsam. 

L

Ulus devletler, hükümranlık sahalarındaki Ulusal burjuvazilerinden aldıkları vergiler ile ayakta kalır, varlığını devam ettirir. Güçlü ordular beslemek başka türlü mümkün olmaz. Uluslar üstü sermaye ; Ucuz ve bol iş gücü, geniş limanlar ve hammadde olanakları bulunan Çin’e yerleşmiş; tüm bu üretim faktör ve girdilerini kullanarak ve tabii ki ölçek ekonomisinin nimetlerinden faydalanarak ürettiği ürünleri ; rekabet edilemez fiyatlarla tüm dünyaya pazarlayabilmiştir son 30 yılda. Çin, Bölgesel-ulusal-lokal pazarlarda var olagelen ulusal burjuvazilerin üretemeyeceği fiyatlardan ürettiği bu mal ve hizmetleri bahse konu pazarlarda satarak bir bakıma Ulus devletlerin altını oymaya başlamıştır. Nitekim içinde bulunduğumuz son 5 yılda ABD başta olmak üzere birçok ülkede çin mallarına karşı  neredeyse merkantilist uygulamaları andırır gümrük kota ve önlemleri alınması işte bu yayılmacılığa bir cevaptır. Bu önlemler kesinlikle Devletlerin vergi kaynağı olan Ulusal-lokal sermayeleri ve Ulusal burjuvazileri koruma çabalarıdır. Uluslararası arenanın en temel aktörleri olan ve aşağı yukarı 400 yıldır tarih sahnesinde bulunan Üniter-Ulus devletler , Soğuk savaş sonrası dönemde Uluslararası arenaya dahil olan yeni aktörlerin karşısında  yukarıda zikrettiğimiz sebepler yüzünden bir varoluş mücadelesine girişmiş durumdadırlar.

Önümüzde ki senelerde yaşayacağımız olayların, kargaşaların, gelişme ve çatışmaların temel dinamikleri bu aktörlerin mücadelelerinde, bu mücadele esnasında tarafların izleyecekleri  yol ve  yöntemlerin etkileri  ile kullanacakları araç, gereçlerin ve  silahların  kıyıcılığında gizlenmektedir.   Burada analizimize bir nokta koyuyor ve bir dahaki sayımızda görüşmek üzere başarılı, sağlıklı günler diliyorum. 

Related Posts
Comments

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Hakkımızda

İletişim

Şartlar

Hizmet Politikası

GraftonTheme © 2019. All rights reserved.